Adresimiz

ÖDAK

Bize Yazın

anabasistrail.gmail.com

Bizi Takip Edin

  • Facebook Reflection

Tüm Hakları Saklıdır. Copyright © İmdat Yılmaz




Mehmet AKPINAR
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi1.     CUMHURİYETTEN ÖNCE ÖZDİL-KIRATLI-Yurdumuzun Eski Çağ Tarihi ve Arkeolojisi yönünden az araştırılan bölgelerden birisi Karadeniz Bölgesi dir.2.     Bunda en önemli etken bölgenin dağlık olması yanında sahile bakan topraklarının tamamının yılın dört mevsimi yeşil bitki örtüsüyle kaplı olmasıdır. Ancak, bu ifadeler bize Trabzon Tarihinin karanlıkta kalmış varsayımlarına dayandırıldığı anlamına gelmez.
Tarihçi Mahmut Goloğlu, Trabzonun ilk yerlilerinin yüzyıllar boyunca doğudan gelip Anadoluya yerleşen Anadolu potasında birbirleriyle kaynaşmış olan Türk ulusları olduğunu ifade etmektedir. Goloğluna göre, Trabzonda yaşayan bu topluluklar M.Ö. 2000 yıllarında kurulan Hitit (Eti) İmparatorluğu�na katılmamış; fakat aynı seviyede bir uygarlık yaşamıştır. Etilerin zayıfladığı M.Ö. 756 yılında yöreye sömürge amacıyla Anadolu ticaretine hakim olan Asurlular ve Eski Yunanlılar gelmişlerse de bu sırada Kafkasları geçerek Doğu Karadeniz Bölgesine gelmiş olan Kimmer�ler,Amazonlar ve İskit (Saka)�ler�den korkarak bölgede tutunamamışlardır. M.Ö. 625 yılında bölgenin idaresi Med�lerin eline geçmişse de, Med hakimiyeti kısa sürmüş ve bölgeye tekrar Yunan sömürgecileri hakim olmuştur.
M.Ö. 519 yılında ise Trabzon İran�lıların eline geçmiş ve İranlılar buraya deniz kapadokyası anlamına gelen Pont Kapadokyası demişlerdir. Sonraları ise sadece Pontus diye anılan bölgenin isminin de Yunan�lılarla hiçbir ilgisi yoktur.
M.Ö. 63 yılından itibaren Romalılar Anadolu�ya hakim olmuşlardır. Bu dönemlerde Kafkaslar�dan Turani (Türk) kavimleri�nin Anadolu�nun değişik bölgelerine gelip yerleştikleri bilinmektedir. Anadolu�ya Türk göçleri 370 yılından itibaren artarak devam etmiştir. Anadolu�ya başlangıçta küçük gruplar halinde gelip yerleşen bu kavimler yaşadıkları bölgelere Türk damgasını vurmuşlardır.
Karadeniz bölgesine gelip yerleşen bu kavimlerin çok önemli bir bölümü Karadeniz�in kuzeyinden hareketle Balkanlar�a kadar ulaşıp güçlü devletlerkurmuşlardır. Nitekim Karadeniz�in kuzeyindeki kavimlere ait bilgi veren eserlerin yanı sıra Rassony, G. Nemeth ve K. Czegledy gibi Macartarihçilerinin eserlerinde Karadenizin kuzeyinde devlet kurmuş topluluklara ait unsurların Macaristan�daki yer boy ve oymak ya da şahıs isimleri ve buisimlerden kaynaklanan Macaristan�daki yer isimlerinin benzerlerine Doğu Karadeniz bölgesinde de rastlanılmasının bir tesadüf olmadığını vurgulamışlardır .
Günümüzde tartışılan en önemli konulardan biri, Karadeniz bölgesindeki bu Türk gruplarının Bizans tarafından Balkan Türklüğünün gücünü kırmak amacıyla Anadolu�nun değişik yörelerine yerleştirilen Balkanlara göç eden Türkler olup olmadığıdır.

         Muhtemelen bir grup Karadeniz Türkü bu yolla Karadeniz bölgesine yerleştirilmiş olsa bile önemli bir bölümü Orta Asya ve Kafkaslardan kendi istekleriyle bölgeye gelip


 

yerleşmişlerdir. Nitekim, Doğu Karadeniz�de Uz�larla ilgili bir çok yerleşim yerine rastlamamız bu durumu desteklemektedir.Giresun da Uzgur köyü, Giresun�un Melikli köyünün Uzgara mahallesi, Akçaabat�ın Guzarı (şimdiki ismi Benlitaş) mahallesi Akçaabat�ın Cevizliköyünün Guz mahallesi, İspirin Kuz yöresi , Giresun�un Guzga köyü (Çanakçı) Görele�nin Guz (Çatak) yöresi, Trabzon Kuzköy (Düzköy)Sürmene�nin Yazıoba köyünün Uz mezrası ve bugün tarihini tartıştığımız Yomra�nın Uzmesahor (Özdil) beldesi ve Uzarak yani Hozarak (kıratlı)Uz (Oğuz)�ların bölgede varlığını gösteren birkaç örnektir.
Trabzon yöresinde Uz/Guz/Oğuz kelimesi boy ismi yanında soğuk ve kuzey anlamlarına da gelmektedir. Bölgemize Uz�ların yanı sıra Kuman vePeçenek Türklerinin de gelip yerleştikleri bilinmektedir. Örneğin Osmanlı kayıtlarında geçen Nefs-i Paçan (Çaykara Maraşlı) Mezra-i Paçan(Taşgedik köyü) Şinek paçan (Ataköy) Peçenek�leri hatırlatan birkaç yer ismidir. Kral David�in muhafız ordusunu Kuman, Peçenek ve Uzlardanoluşturduğu kaydı da bölgedeki Türk nüfusunun yoğunluğunu gösterir .Ayrıca beldemiz Özdil ve Kıratlı’ya  çok yakın olan Timurcili (Demircili) köyü de bir Kuman yerleşim yeridir
Trabzon�a tarihin en eski çağlarında gelip yerleşen Uzlar kaynaklarda X. yüzyılda Seyhun bölgesinde yaşayan ve Kıpçaklar tarafından bağımsızlığına son verilen Oğuz Yabgu devletiyle aynı kökten gelen akraba topluluklar olarak geçmektedir.
Kıpçaklar tarafından siyasi varlığına son verilen Uzların bir kısmının Balkanlara kadar ulaşıp güçlü bir devlet kurdukları bilinmektedir. Rus ve Bizanslılarla bazen komşu iki devlet, bazen de iç içe yaşayan bu topluluklara Ruslar �Törk veya Türk� adını verirken; Bizanslılar, Uz diye nitelemişlerdir. Bu nedenle Uzların yaşadıkları köylere Uz hori yani Uz köyü adını vermişlerdir. Özdil�de yaşayan Uz�lara da bu mantıktan hareketle Uzların oturduğu ortaköy ya da merkez köy anlamına gelen Uz Mesahor denmiştir.Kıratlı da aslında Hozarak değil Uzarak’ tır. Etimolojik veriler ve yöredeki Türk gelenekleri de Özdil  ve Kıratkı köylerinin ilk devirlerden itibaren bir Türk yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.
Faruk Sümer �Oğuzlar� adlı eserinde Uzların bir boyu olan Çepni�lerin toprağa bağlı ve tımar sahibi olduklarını vurgulayarak bunların bir bölümünün Yomra ve çevresini dirlik olarak kullandıklarından bahseder ki, muhtemelen bu Çepni boyunun da en önemli yerleşim yeri Özdil-KIRATLIdir. Nitekim Çepnili yöresi ve Çepniler sülalesinin varlığı da bu bilgileri desteklemektedir .Hatta Kıratlı’nın Çepnili mahallesi vardır.
Ayrıca Yomra Yıllığı�nda Anadolu�nun Türkleşme aşamalarından bahsedilerek Tuğrul ve Çağrı Beylerin 1025 tarihinde Anadolu�nun keşfi amacıyla bölgeye yaptıkları seferde ordularının UZ deresinde konakladıkları yer almaktadır ki, bu durum Özdil ve Kıratlın tarihi önemini daha da artırmaktadır. Trabzon�un fethi öncesi Trabzon çevresinde İslamlaşma süreci başlamış olmasına rağmen asıl İslamlaşma fetihten sonraya rastlamaktadır.
Trabzon�un 1461�de fethinden sonra bölgeye ikinci büyük Türk göçü başlamıştır. Yörede Türk ve Müslüman nüfusunu artırmak ve buradaki Hıristiyan gücünü azaltmak için Osmanlı topraklarına yeni katılan ve sık sık Osmanlı Devletine karşı isyan etmiş olan Konya Karaman halkının bir bölümü Trabzon�a zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Ayrıca diğer Türk bölgelerinden de Trabzon�a Türk göçü olmuştur. Bu konuda I.Trabzon Tarihi Sempozyumu�na �XV. ve XVI. yüzyıllarda Trabzon Şehrinde Nüfus ve İskan Hareketleri� başlığında bir bildiri sunan M. Hanefi Bostan, Niksar, Taşova, Kavak, Ladik, Amasra, Bafra, Osmancık, Iskilip, Çorum, Merzifon, Samsun ve Zile�den 202 hanenin sürgün yöntemiyle ve 56 hanenin de gönüllü olarak Trabzon�a iskana tabi tutulduğunu belgelemektedir. Ayrıca, Şah İsmail�in zulmünden kaçan ve aralarında 13 Türk beyinin de bulunduğu kalabalık bir grup Trabzon�a kaçıp yerleşmişlerdir. Üçüncü büyük göç ise 1554 tarihli Tahrir Defteri�nde 297 hane olarak ifade edilmektedir. Üçüncü gruba girenlerin Konya�dan göç ettirilen ve Şah İsmail�in zulmünden kaçan Türkmenler olduğu ve bunların Vakfıkebir, Akçaabat, Özdil, Kıratlı Of ve Hopa�ya kadar değişik bölgelere yerleşmiş oldukları bilinmektedir.

Bölgemiz hakkında idari yapılanmaya ait ilk bilgiler Faruk Sümer�in Çepniler adlı eserinde şu şekilde belirtilmiştir: �1515 yılında yazılmış Trabzon Sancağı Tahrir Defteri�nde sancağın idari taksimatı nahiye esasına göre düzenlenmiştir. Buna göre; idari yapı Sürmene, Yomra, Of, Atina (Pazar), Arhavi, Laz, İskele, Vilayet-i Yogabit, Çoruha bağlı Nahiye-i Koniya Trabzon sancağının doğusundaki nahiyelerini teşkil etmektedir�.
Yomra Yıllığı�nda ise, Yomra�nın nahiye oluşunun Yavuz zamanına rastladığı belirtilerek �Yomra bu tarihte bir zeametti ve Sinan Çavuştarafından serbest bir şekilde idare edilmekteydi. Yomra�nın seraskeri ise Tacettin Divane olup Yomra�ya bağlı Hara, Varvara, Dirana, Kohali, Uz (Özdil)  Uzarak (hozarak)köylerinde de birer hisse bulunmaktaydı� kaydına rastlanmaktadır.






Yomra, Trabzona en yakın nahiye olduğundan Trabzonla ilgili her tarihi olayın içinde Yomra halkını görmemiz mümkündür. Buna rağmen Osmanlı dönemi Yomra ve Özdil –Kıratlı tarihi hakkında detaylı bir araştırma henüz yapılmamıştır. Ancak Özdil-Kıratlı’in de Osmanlı idari yapılanması içinde yerini aldığı kesindir. Bunun en güzel örneklerini yöre ailelerine verilen unvanlardan anlayabiliriz. Örneğin voyvoda; reis, subaşı, ağa gibi manalara gelen bir tabirdir. Voyvodalık, Osmanlılarda 1600�lü yıllarda kurulan eyalet valileri ve sancak mutassarıflarına bağlı halkın isteği ve idarenin onayıyla atanıp zamanla kaymakam yetkisiyle donatılan tımar ve zeamet usulü olan yerlerin vergisini toplayıp devletle arasındaki bağı kuran bir makamdır. Voyvodalık daha sonra ağalar tarafından yürütülmüştür ki bu uygulama Özdil�de mevcuttur.
2. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI VE MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA ÖZDİL -KIRATLI
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Trabzon ve onun bir parçası olan Özdil- Kıratlı savaş yıllarındaki durumunu Kafkas Cephesi mücadeleleri içinde incelemek gerekir. Kafkas cephesi bünyesinde yer alan Üçüncü Ordu ve ona bağlı olan sahil grubu, Rus�lara karşı karadan ve denizden mücadelelerde bulunmaktaydı. Bu bağlamda Özdil ve Kıratlı ‘nın Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rus ve Ermeni�lerle olan mücadelelerine girmeden önce Üçüncü Ordunun harekat ve faaliyet bölgesini belirtmek yararlı olacaktır.
Üçüncü Ordu, Hart cephesi, Kop cephesi, Çoruh cephesi, Lazistan cephesi ve Sahil Grubu�ndan oluşmakta olup harekat planı şöyle açıklanmaktadır:
�İkinci Türk Ordusu güneyde yığınağını yaparken, Üçüncü Ordunun tek başına mağlup olmaması şeklinde olup, Üçüncü Ordu cephesini daraltarak kuvvet tasarrufuna imkan sağlamak ve İkinci Ordu�ya da, müştereken girilecek taarruza kadar halen devam ettirilmekte olan savunmaya güven ve girişilecek taarruza kolaylık sağlanacak arazi kesimlerini mevcut kuvvetleriyle ele geçirme çabasında olacaktır�.
Ancak, gelişmeler hiç de Türk Ordusu açısından iç açıcı olmamıştır. Üçüncü Ordunun Lazistan cephesi 18 Ocak 1916�da Ziyarettepe - Durudağ - Karadağ hattına çekilip savunma yapmaya başlamışlardır. Ocak ayı sonuna gelindiğinde 3339 muharip mevcutlu 7 piyade taburu, 6 makinalı tüfek, 6 dağ topundan oluşan Lazistan cephesi Arhavi Deresinin batısına kadar çekilmek zorunda kalmıştır. Bir taraftan da Rus sahil grubu, deniz kuvvetlerinin ateş desteğiyle 5 Şubat 1916�da taarruza geçti.
3 Mart 1916 saat 08.30�da iki Rus piyade taburu Marya harp gemisi ve 6 muhrip desteğiyle kıyı şeridini işgal ederek, Pazar�dan Trabzon�a doğru ileri harekata geçti. Üçüncü Ordu Komutanı Vehip Paşa, Lazistan ve havalisi komutanı Avni Paşaya verdiği emirde Lazistan müfrezesine bizzat komuta ederek Trabzon�u mümkün olduğunca uzaktan savunmasını, İyidere�den batıya geçirmemesini istemiştir. Bütün bu savunma planlarına ve Of Baltacılı Deresinde Ruslara verdirilen büyük kayıplara rağmen Ruslar 13-14 Nisan 1916�da Sürmene�yi ele geçirerek Trabzon�a doğru ilerler.
14 Nisan sabahı 07.00�de Ruslar harp gemileriyle taarruzu yoğunlaştırarak Araklı�yı alıp Yanbolu�ya kadar ilerlediler. Bunun üzerine Türk ordusuDeğirmendere�nin batısında mevzi almıştır. 15 Nisan 1916 saat 04.00�te Ruslar Yanbolu mevziinde, Lazistan müfrezesini sağ kanadından kuşatıcı taarruza geçerken gemi topçusu ile müfreze sol kanadını baskı altına aldı. Saat 08.00�de Ruslar mevzinin bazı kısımlarına girdi. Lazistan müfrezesinde dağılmalar başladı. Türk Müfrezesi bütün gün muharebe ederek Rus gemilerinin ateşi altında Yomra (Kalafka) deresi batı sırtlarına çekilmek zorunda kalmıştır. Arazi ağaçlık ve çok arızalıdır. Yomra mevziinin kilit noktası olan 1447numaralı Samera (Kalafka) tepesinin tutulması 28.Piyade Alayına verilmişse de 25. Piyade Alayı henüz buraya gelmeden Ruslar tepeyi işgal etmiştir. Birlikler dağınık olduğundan tepeyi geri alarak savunmanın kurulması mümkün değildi. Bu yüzden Lazistan ve havalisi komutanı Hacı Hamdi Bey 16 Nisan 1916 saat 16.30�da müfrezesine Şana�da hazırlanmış olan mevziine çekilmesini emretti.
Rus�lar, Lazistan cephesinde şiddetli ve devamlı taarruzlarını donanma ateşleriyle desteklemiş ve cephe gerisine sarkarak kara harekatını süratlendirmişlerdir. Lazistan müfrezesi kahramanca muharebe etmiş, mevcudunun yarısını şehit ve yaralı verdikten sonra adım adım savunarak Trabzon�a kadar gelmiş ve muvazzaf birlikleriyle güneye teşkilat-ı mahsusa, gönüllü ve jandarma birlikleriyle batıya çekilmiş, çekilmede düşmana silah, mühimmat ve eşyadan bir şey bırakılmamıştır . 
Bu esnada, Özdil  ve Kıratlı’da işgal altına girmişti. Özdil�de işgal olayını yaşayan (Gando Ahmet eşi) Ayşe Akpınar ve (Kör�ün Mehmet eşi) Asiye Şahin Özdil Kasabasının işgalini �Abril�in 3�ünde (16 Nisan 1916) düşmanlar Kıtova (Ocak köyü başındaki tepeler)�dan kalabalık bir sürü halinde köye girdiler� şeklinde ifade etmektedirler.
İşgal olayını yaşayan Asiye Şahin konuyla ilgili ayrıntıya girerek: �Köye düşman Kıtova�dan döküldü, bunun üzerine bütün halk kendisini sağlam yerlere yerleştirmek için göçe başladık, köyde çocuk birkaç yaşlı ihtiyardan başka kimse kalmamıştı. Boğazlar düşmanlar tarafından tutulmuştu. Geçebilenler geçti, biz ise köyde esir kaldık. Babam köyün imamıydı, bu nedenle halk arasında değişik bir yerimiz vardı. Ancak herkes can derdine düşmüştü. Size işkencenin altında yaşadıklarımızdan bir iki örnek vereceğim. Yüz kızartıcı davranışlara uğratılmak istenenlerin isimlerini vermek istemiyorum. Kadınlar güzelliklerini gizlemek için yüzlerini kömürle kararttılar. Düşmanlar evleri tek tek gezerek ne varsa el koydular, hayvanlarımızı alıp kestiler. Bir gün köyden birkaç mermi atıldı. Amaçları düşmanı korkutmaktı. Bunun üzerine Trabzon�dan yardımcı kuvvet getirildi ve köyü çembere alıp tüm erkekleri topladılar. Bunların arasında köy imamı olan babam da vardı. Erkekleri camiye doldurdular. Yaşlıları dışarı çıkarıp diğerlerini de rehin tuttular. Camiyi yakıp direniş arzularını kırmak amacındaydılar. Ancak her nedense bu işten vazgeçtiler. Camiyi silah ve şarap deposuna dönüştürdüler. Cami karargah şekline dönüştürüldü. Bir gün Sırt Mahallesinde bir aileden çörek isteyen askerlere yanlış anlaşıldığından kürek uzatılınca bu davranışı hakaret sayarak kendisini orada vurdular. Bu zulüm hayatı işgal süresince devam etti. Özellikle Ermeni�ler zulüm faaliyetlerinde oldukça ileri gitmişlerdi. Evlerin birçoğunu ateşe verdiler. Evlerle birlikte birçok hayvanda yakıldı� şeklindeki açıklamalarıyla sözlü tarihe önemli katkılarda bulunmaktadır.

 


Özdil ve Kıratlı  halkının böylece iki yıl sürecek olan çileli işgal yılları başlamıştır. Yomra Yıllığında Rum ve Ermeni�lerin topluca katliama giriştiği köyler arasında Özdil�e de yer verilmiştir. Örneğin Özdil köyünden olan ve Ermeni�lerce Kuşdil�de feci şekilde katledilen Taralioğlu Ali, Haliloğlu Ahmet, Yavuzselim Mahallesinden Molla Süleymanoğlu Ahmet ismindeki şahısların öldürülüş şekli (Ermeni mezalimi) günümüze kadar anlatılarak gelmiştir.Bunun yanında da Tabansız Temel de Ermeniler tarafından başı kesilerek öldürüldüğü hala dün gibi anlatılır.
Özdil  ve Kıratlı halkının bir bölümü işgal öncesi seferberlik emriyle bölgeyi terk ederek Niğde�nin Bor ilçesine ve Merzifon�a gitmişlerdir. 
İşgal olayları Rus İhtilaliyle yumuşamış Rusya, Birinci Dünya Savaşından çekilince Özdil 14 Şubat 1918�de boşaltılmıştır. Özdil –Kıratlı işgalden kurtulmuş olmasına rağmen Çakırgöl Dağı, Kolot Dağları, Zigana Dağı, Meryemana Deresi bölgesinde çatışmalar olduğundan bölgede yaylacılık faaliyetleri aksamış ve yoksulluk had safhaya çıkmıştır. Halkın muhacir olarak gittikleri bölgelerden dönüşü ve eski düzenlerine kavuşmaları oldukça güç olmuş ve uzun zaman almıştır.
3. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA ÖZDİL VE KIRATLIDA MUHACİRLİK Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşında dört büyük cephede birden mücadele etmek zorunda kalmıştı. Savaş sonunda ülke topraklarının önemli bir bölümü kaybedilirken bir bölümü de işgale uğramıştı. İşgal edilen bölgelerde yaşayan savunmasız Türk halkı için en zor ve acı dönem böylece başlamış oldu. Bu esnada azınlık Ermeni ve Rumlar, işgalcileri coşkulu tezahüratlarla karşılıyor, Türk ailelerine acımasız bir kinle saldırıyorlardı.
İşgalle gelen acı hatıraların yaşandığı bölgelerden biri de Trabzon olmuştur. Trabzon Metropoliti Hrisanstos Rus�ların desteğiyle şehrin idaresini Vali Cemal Azmi Bey�den devralarak; belediye meclisini dağıtmış. Rum�ların hakim olduğu yeni bir meclis oluşturmuştu. Böylece şehrin idaresi azınlıkların eline geçmiş, bundan cesaret alan işgalci güçler ve azınlık grupları zulüm ve katliamlarını artırmışlardır. Bu gelişmeler bölge halkını göçe zorlamıştır. Büyük bir göç hareketi yaşanmaya başlanmış; öyle ki, şehirdeki Türk nüfusu yarıya düşmüştür. Yıllarca emek verilerek elde edilen mallar düşmana terkedilmiş, Türk�lerin boşalttığı evler, işyerleri ve araziler yağmalanmıştır.
Bölgemizde işgal ve göç dalgasının yaşandığı yerlerden birisi de Özdil ve Kıratlı’dır. 16 Nisan 1916 Özdil ve Kıratlı  için acı ve zulmün en üst seviyede yaşandığı gün olmuştur. Rus�lar köyü dört bir yandan sarmış, savunmasız halka zulüm ve yağma politikasına başlanmıştı. Köy camii karargah merkezi yapılmış. Türk ailelerinin hayvanları ellerinden alınarak kesilip yenmiştir. Yıllarca emek verilerek ekilen tarlalar ekinsiz kalmış, bin bir güçlükle inşa edilen evlerin yanışını yaşlı gözlerle seyretmekten başka bir şey yapılamamıştır. Tüm bunlara işgalci güçlerin alçakça ve ahlaksızca yaptıkları davranışlar eklenince yöre halkı göçe mecbur kalmıştır. Bölgemiz halkından göç edenlerin çoğunluğu Niğde�nin Bor ilçesine giderken bir bölümü de Merzifon�a gitmiştir.
Göç olayını yaşayan Mehmet Altınışık (Memiş Mehmet olarak tanınır) yeminli ifadesinde işgali ve Bor�a gidişi şöyle anlatır: �Evde oturuyorduk.Ocak Köyü�nün üst tarafındaki dağdan düşmanlar köye doğru bomba atarak ilerliyorlardı. Diğer taraftan Demirciler Köyü yönünden ilerleyen bir grup evleri yaka yaka köye doğru geliyorlardı. Bizim sadece Kıratlı�nın başında sayıları çok az bir grup askerimiz vardı. Onlarında elinde sınırlı miktarda cephane vardı. Karşılıklı ateş etmelerine rağmen düşmana büyük zarar verdirilmişti. Türk askerlerinin elindeki silahlar uzun menzilli değildi. Düşmanın köyü işgal edeceğini anlayınca ineklerimizi ve bizlere ne kadar yeteceğini bilemediğimiz bir ekmeği azık olarak yanımıza alıp Çağlıüzerinden köyü terk ettik. O akşam Ziganoy Köyünün Yaniga Mahallesinde bir mezarlığın kenarında sabahladık. Sabahleyin yolumuza devam ettik.Değirmendere de bir grup Türk zabıtı bizi durdurarak yolumuza devam etmememizi istediler. Bize, yola devam edenlerin bir çoğunun yollarda öldüklerini ifade etmelerine rağmen yolumuza devam etmeye karar verdik. Maçka Deresi yukarı Mataracı istikametinden Hamsiköy�e kadar gidebildik. Hamsiköy�de sabah oldu. Oradan Gümüşhane�nin Karaca Köyüne gittik. Orada iki yıl kaldık. Burada devlet bizi aylığa bağladı ve her gittiğimiz yerde masraflarımız devletçe karşılanmaya başlandı. Gümüşhane�den Niğde�nin Bor ilçesine gittik. Orada beş gün kaldık. Burada kaldığımız günlerde çektiğimiz sıkıntıyı anlatmaya kelimeler yeterli olmaz. Ülkenin içinde bulunduğu yoklukların yanında geride bıraktığımız akraba ve mallarımızı düşünmekle zamanımız geçti.
Trabzon iki yıl sonra düşman işgalinden kurtulunca tekrar geri dönüş başladı. Halk sevinç içindeydi. Sevinçten ve yol şartlarından dört beş kişi öldü. Niğde�den ayrıldıktan sonra burası da işgale uğramış, ikinci bir işgali yaşamamıştık. Ancak köyümüze döndüğümüzde her bir köşesinde güzel hatıralarımız olan yerler bize artık acı günleri hatırlatıyordu. Hayata yeni gelmiş bir toplum olarak yeniden başladık� Muhacirliği yaşayanların ifadesine göre seferberlik emri çerçevesinde bölgemizden seferberliğe 80 kişi katılmış bunlardan sadece 8 kişi geri dönebilmiştir.
Bu hatıra işgal yıllarında yaşananlara sadece bir örnektir. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında bölge halkı her türlü zorluğu bir arada yaşamıştır. Köyün tarıma elverişli olmayışı halkı yeni ekonomik zorluklarla baş başa bırakmıştı. Bugün yaşamakta olduğumuz güzel günlere zor ve uzun uğraşlar neticesinde ulaşılmıştır. Cumhuriyet öncesinde Uz ismi Enver Paşa�nın 23 Kanuni Evvel 1331 (1915) tarihli yer adlarını değiştirme emri�yleHacımusa, Cumhuriyet döneminde de 1958 tarihinde KIRATLIşekline dönüşmüştür. 
Mehmet ÖZSAİT, �İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi� Tarihi Sempozyumu, s. 35-47, Trabzon. 
Mahmut GOLOĞLU, Trabzon Tarihi, s.1

Mehmet BİLGİN, �Doğu Karadeniz Bölgesinin Etnik Tarihi Üzerine� Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon, 1998, ss.47-89, s.66.

BİLGİN, a.g.m. s.74

BİLGİN, a.g.m. s.82

Bkz. Faruk SÜMER, Oğuzlar, ANA Yayıncılık No.1, 1980

Komisyon, Yomra Yıllığı, s.3

M. Hanefi BOSTAN, �XV ve XVI. Yüzyıllarda Trabzon şehrinde Nüfus ve İskan Hareketleri� ss 167-179 s.169,Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon 1998.

SÜMER, bkz. a.g.e.

Bkz. Yomra Yıllığı

Bkz, I.Dünya Harbinde Kafkas Cephesi Ank.Genelkurmay Baş. 1993 Alptekin MÜDERRİSOĞLU, Kurtuluş Savaşının Mali Kaynakları Ank. 1990

İşgal olayını yaşayan Asiye ŞAHİN�in yeminli ifadesidir.

İşgal olayını yaşayan Ayşe AKPINAR�ın yeminli ifadesidir.

Bkz. Mesut ÇAPA, Pontus Meselesi Ank. 1993.

İşgali ve Muhacirliği yaşayan Mehmet ALTINIŞIK�ın yeminli ifadesidir.

Kıratlı köyü Hakkında Genel Bir Bilgi. 

Kıratlı Köyü,Trabzon’un Yomra İlçesine bağlı,Yomra-Özdil karayolu üzerinde,Yomra ilçesine 22 km uzaklıkta olup 130 haneli 785 nufuslu bir köydür.

Genellikle fındık tarımı ile uğraşilmamaktadır.Fındık dışında köye katmadeğer teşkil edecek başka bir ürün yoktur.Mısır,lahana,pazı,fasulye,marul ,maydonoz,kabak vs.. bitkiler yetiştirilsede amatörlük derecesinde olup aile bütcesine maddi olarak her hani bir katkı sağlamamaktadır.Hayvancılık eskiye nazaran bitti denecek kadar azalmış olup sadece evinin ihtiyacını karşılayacak kadar hayvan beslemekte veya hiç beslememektedir.Kıratlı köyü halkının kücümsenemeyecek kadar büyük bir kısmı yurt dışında özellikle Almanyada bir kısmıda ülkemizin büyük şehirlerinde çalışmaktadır.

Son yıllarda mevsimlik olarak yüksek gerilim hatlarında çalışmak üzere değişik ülkelere gurbete çıkmaktadırlar. Bu da köye önemli bir gelir getirmektedir.

Köyümüz beş mahalleden oluşur.Bunlar,Abiyon,Hozarak(uzarak)sirt mah.Çepnili ve Firincit’tir.Tamamına yakını dağlık olan köyümüz tarıma elverişli değildir.

Eski tip evler yerini betonarme binalara bırakmış olup yapılaşma sürmektedir.

Bizim çocukluğuğumuzdaki Taşboğazi yaşanan toprak kaymasindan sonra eski özelliğini yitirmiştir.15-20 olan esnaf sayısı 3- 5 kişiye kadar inmiştir.Köyümüzün bütün mahallelerine ulaşim günde iki defa sabah akşam olmaktadır.Diğer yönden her saat başi köy sınırlarından ulaşim vardır.Köyümüzün önemli mezire yerleri vardır.Bunlar günümüzde sadece piknik amaçlı kullanılmaktadır.Eskiden inek,buzak,kuzu ve uşak sesleriyle çinlayan mezireler yerini sessizliğe bırakmıştır. Dedelerimizin ikibin kiremiti kiremithaneden sırtına taşiyarak yaptıklari evler bakımsızlıktan toprak haline gelmiştir.Umarım şimdiki kuşak olarak kendimizi sorgularda yeniden mezirelerimizi eski canlılığına kavuştururuz.