Adresimiz

ÖDAK

Bize Yazın

anabasistrail.gmail.com

Bizi Takip Edin

  • Facebook Reflection

Tüm Hakları Saklıdır. Copyright © İmdat Yılmaz

                              

                              

 

ANABASİSİN YOLUNDA FATİHİN İZİNDE    KSENOPHON – ANABASİS

 

                                                                                        HEDEF VE YOLA ÇIKIŞ

 

         Thallassa ! Thallassa ! diye bağıran öncülerin sesini duyan Yunan paralı askerler tam olarak ne olduğunu dahi anlayamadan acaba bir düşman saldırısı mı var diye hemen öne doğru atılarak bir an önce bu heyecan dalgasının bir parçası olmak olmaya çalıştılar. Belki çok cesurdular belki de aylardır devam eden ve ne zaman biteceği meçhul olan yolculuğun netice ne olursa olsun bir an önce sona ermesini isteyen bir insan refleksi ile hareket ettiler. Zira Batı Anadoluda başlayan rüzgar önce bütün Anadoluyu geçmiş sonra büyük bir hızla Suriye üzerinden Iraka ulaşmıştı.

           Ya şimdi neredeydiler ? Uğruna binlerce kilometre yol gittikleri savaş aslında onların kavgası değildi. Mesele Pers kıralı Dara’nın zamansız ölümünü takiben başkentte (yakınlarında) bulunan oğlu Artakserkses’in kendini yeni kral olarak ilan etmesi ile başlamıştır.

           Tabiki dönemin emperyal gücü olan Pers İmparatorluğunda iktidar değişimi kavgasız olmazdı. Ön Asyaya ve Balkanlara hükmeden onlarca vasal devleti olan Pers krallığının bir talibi daha vardı. Vefat eden kral Dara’nın küçük oğlu genç Kyros;

 

 

           Kyros Batı Anadoluda kendine bağlı olan Persler ve Yunanlı paralı (onlara bağlı milletlerden) askerlerden oluşan bir ordu ile yola çıkarak Babil ülkesine ulaştı. Yunanlı paralı askerlerin mesleği savaşmaktı. Genel olarak tüccar ve denizci olarak bilinen Yunanlılar Karadeniz ve Akdeniz havzasında oluşturdukları ticaret kolonileri sayesinde barbar olarak adlandırdıkları onlarca milleti kendilerine tabi kılmayı başardılar. Bu milletlerle zaman zamana ticaret yaptıkları gibi paralı askerlerde alarak savaşlarda kullandılar. Yani Yunanlı olarak adlandırılan askerlerin bir kısmı başka milletlerden devşirilmişti.

 

           SAVAŞ

 

            Yazarın naklettiğine göre genç Kyros’un ordusundaki Yunanlı paralı asker sayısı on bin

dört yüz ağır piyade ve iki bin beş yüz hafif piyadeden Persler ve Yunanlı olmayan askerler (Yazara göre Kyros'un barbarları) ise yüz bin kişi ve yirmi kadar tırpanla donatılmış savaş arabasından oluşuyordu.

            Karşılarında ise; çeşitli milletlerden oluşan bir milyon iki yüz bin asker ve tırpanla donatılmış iki yüz savaş arabası olduğu söyleniyordu. Ayrıca Kralın önünde dizilmiş altı bin süvarileri vardı. Ancak bu ordudan savaşa sadece dokuz yüz bin asker iştirak etmiştir. Kalan kısım savaş alanına geldiğinde savaş çoktan bitmiştir.

            Yazarın Kunaksa savaşı olarak adlandırdığı çatışmada Yunanlı paralı askerlerin başarılı olduğu ancak genç Kyros’un ölümü sebebi ile Yunanlılar dışındaki milletlerden oluşan ordusunun dağıldığını belirtiyor. Tabi yazar kendisine Yunanlı olması asabiyle milletine güzelleme yaparak bir kahramanlık atfetmiştir.

            Kyrosun yenilmesinden sonra ordusu dağılmış ve Yunanlı paralı askerler Perslere esir düşmüştür.  İşte Trabzonun hikayesi burada başlıyor.

 

TRABZONA YÖNELİŞ

 

           Yunanlı paralı askerler yabancı ve kendilerine düşman insanların yaşadığı bu günkü Irak topraklarından kendi vatanları olan Batı Anadolu ve oradan da Yunanistan’a ulaşmak için amansız bir yolculuğa başlarlar. Bu yolculuk adeta bir kovalamaca şeklinde gerçekleşir. Muzaffer Perslerin takibinde olan Yunanlı paralı askerler tüm Doğu ve Güneydoğu Anadoluyu güney kuzey yönünde kat etmek ve netice olarak o dönem bir Yunan kolonisini misafir eden Trapeza kentine ulaşmaya çalışırlar.

           Yuvarlak bir tarih vermek gerekirse MÖ. 400 lü yıllarda yani Büyük İskenderden yaklaşık 200 yıl ve günümüzden 2.400 yıl önce gerçekleşen bu büyük ve zorlu geri çekilme aslında sıradan bir olaydır. Zira savaş meydanlarında mağlup olanların yapabileceği başka bir şey yoktur.

            Yunanlı paralı askerler komutan ve subaylarının Persler tarafından öldürülmesi üzerine başsız kalan orduya komutan olarak hikayemizin kahramanı; aslında asker olmayan tek amacı orduda seferi izlemek olan Atinalı Ksenophon seçilmiştir.

            Geri çekilmeyi önemli kılan M.Ö 400 lerde yaşanan bu ricatın yaklaşık 20-30 yıl sonra Ksenephon tarafından bir seyahatname bakışı ile kaleme alınarak günümüze kadar ulaşan “On binlerin dönüşü” adlı eserin yazılmasıdır.

            Atinalı olan Ksenephonun savaşmak komutan olmak gibi bir gayesi yoktur. Hatta sefere katılırken Pers prensleri arasında gerçekleşecek savaştan dahi haberdar değildir.

             Kitabın bizi ilgilendiren yanı Yunanlıların ulaşmak istedikleri memleketlerine Trabzon üzerinden gitmek istemeleridir. Önce Doğu Anadolu geçilerek Bayburt civarına ulaşılmıştır.

            Yazarın Gymnias olarak isimlendirdiği bu şehir o dönemde zengin ve kalabalık olarak ifade edilmiştir. Bu şehrin valisi Yunanlıları Trabzona ulaştırmak için bir kılavuz gönderir. Kılavuz onlara onları beş günde denizi görebilecekleri bir yere götürmeye söz verir. İşte bizim araştırma konumuz bu kılavuz ile başlıyor.

 

 

            GYMNİAS KENTİNDEN TRAPEZAYA / DENİZE DOĞRU

          

           Yunanlı askerler Gymnias şehrinde sonra tekrar düşman topraklarına girer ve bölgede yağmalama yaparak ilerlerler. Bu durum biz o tarihlerde yani tam 2.400 yıl kadar önce dahi Bayburt ile Gümüşhane arasındaki dağlarda dahi yerleşim olduğunu ve bölge insanları tarafından bilinen ve kullanılan ulaşım yada ticaret yolu olduğunu gösteriyor.

           Beşinci günün sonunda Yunanlı askerler Thekhes adlı dağa ulaşırlar. Burada öncü birlikler tepeye ulaşır ulaşmaz bağırış ve haykırmalar duyulur; Thalassa Thalassa (deniz deniz). Tüm askerler  doruğa varınca denizin görüldüğü ve bu nedenle de heyecanın yükseldiği anlaşılır. Yunanlı askerler taş toplayıp üst üste yığarak bir tepe yaparlar.

      Aslında asıl hikaye buradan başlıyor ancak biz uzatmamak maksadı ile burada bırakalım ve konunun amacı ve Trabzon için önemini vurgulamaya çalışalım.

 

      ANABASİSİN TRABZON İÇİN ÖNEMİ

 

      Ksenephonun seyahatnamesi burada bitmiyor. Bu ana kadar yaklaşık 270 sayfadan oluşan seyahatnamenin sadece yarısı yazılmıştır. Buradan sonraki kısım Trabzona varış ve yolda yapılan savaşlar, Yunanistana gitmek için Trabzondaki Yunan kolonisinden aldıkları yardım, çevrede yaptıkları yağmalamalar ve bölgeye dair bir kısım bilgileri içerir.

           Bu yolculuk ne kadar sürdü ve Trabzona ne zaman hangi aylarda ulaştılar sorusunu sormak gerekir. Babildeki savaşın bitiminden sonra Yunanlılaraın Trabzona ulaşması yaklaşık 120 gün yani üç ay almıştır.

           Genç Kyrosun batı Anadoludan yola çıkışı ve Iraka ulaşması da dikkate alınarak tüm seyahat süresi yaklaşık 6, 6,5 aydır. Pers ordusu savaş için bahar aylarında yani Nisan Mayıs arasında yola çıkmış olmalı. Buna göre Ksenephon Trabzon civarına varması Ekim ayı civarına (belki sonuna) denk gelmektedir. Zaten Doğu Anadoluda birkaç yerde karlı bölgelerden geçtikleri belirtilmiştir.         Ayrıca Trabzon yakınlarında Kolhlar ile yaptıkları savaşta yağmaladıkları köylerde bal kovanlarından yedikleri deli baldan bahsedilmektedir. Trabzon bölgesinde bal hasadı Ağustos sonu Eylül başında yapılır ve bundan sonra kovanlar köylere taşınır. Bu durumda Eylül – Ekim ayları tahmini doğruya yakın olandır.

           Yine Bayburt ile denizi gördükleri Thekes tepesi arasındaki bölgede; ki bu mesafe yaklaşık 70-75 km. kadardır, iklim şartlarının zorluğundan yada kardan bahsetmemektedir.

           1-Anabasis Trabzon şehrinden Trapezos ismi ile bahseden ilk yazılı eserdir. Herne kadar Homeros İlyada isimli eserinde bölge olarak Trabzondan bahsetsede başka bir isimle anlatmıştır. Zira İlyada destanının geçtiği dönemde Yunanlılar henüz Trabzonda koloni kurmamıştır ve Trabzon bölgesinde yaşayanlar Yunanlıların değil Troya kentinin müttefikidir. Yunanlıların bölgeye gelişinin M.Ö 600 – 500 lü yıllarda olduğu tahmin edilmektedir.

           Ksenephonun aktardığına göre Irak ile Trabzon arasındaki yolculukta ve Trabzon çevresinde karşılaştıkları hiçbir halk ile Yunanca dili ile anlaşamamış hatta her topluluk ile savaşmak zorunda kalmışlardır. İlyada destanında belirtildiği üzere Trabzonun Yunanlılar öncesi bir adı ve yerli halkları vardır. Ancak bu ad daha sonra unutulmuş ve Trabzon adı yerleşmiştir.

 

Trabzon Trapeza / Trapezos Yunanca;

           Yamuk (üstü kenarı düz ) τραπεζοειδές (Trapezios)

           Sofra; τραπέζι (Trapezi)

           Banka; τράπεζα (Trapeza) anlamlarına gelir.

 

 

           2-Anabasis dünyanın bilinen en eski seyahatname kitaplarından biridir. Seyahatname yaklaşık 2.400 – 2.500 yıl öncesine dair bölgemize ilişkin tarihi bilgiler vermektedir. Dünya tarihinde başkaca savaş belgeleri yazılmış olsada Türkiye literatüründe bilinen en eski seyahatname/savaş anıları Ksenephon tarafından kaleme alınan Anabasistir.

 

           3-Son birkaç yüzyıldır özellikle Alman ve Fransız Oryantalistler Anabasis ile özel olarak ilgilenmiş ve bu hattı tespit etmeye çalışmışlardır. Bu incelemelerini gerk makale olarak yazan gerekse seyahatnamelerinde yer veren araştırmacılar mevcuttur. Yerli yazarlarımızda konu ile alakalı incelemeler yapmış ancak bunlar sınırlı alanları ifade eder tarzdan ileri geçememiştir. Özellikle rahmetli İlyas Karagöz Thekes tepesi ile Maçka arasındaki kısmına dair tezler ileri sürmüştür. Ancak hiçbir araştırmacı tüm rotayı tespit ederek haritalandırmak yolunu seçmemiştir. Zira bu hattın bizim ilgi alanımıza giren kısmıdır ve  Bayburt ile Trabzon arasında yaklaşık 125-130 km. civarındadır.

           Hattın uzun olması, ulaşım imkanlarının elverişsiz olması, iklim şartlarının bahar ve yaz aylarındaki yoğun sislenme sebebi ile görüş ve ulaşım imkanı tanımaması, araştırmacıların bölgeye yabancı olması, bir kısım araştırmacıların is yolu kendi mecralarından geçirmek gayreti gibi sebeplerden dolayı dünyanın bu en eski ulaşım yollarından biri henüz gün yüzüne çıkarılamamıştır.            Günümüzdeki ulaşım şartları ve teknik imkanlar ve bu tarihi yolun izlerinden bir kısmı taze iken yapılacak araştırmalar ile neticeye ulaşma en azından mevcut verileri kayıt altına alarak bizden sonraki araştırmacılara aktarma imkanı vardır.

 

           4-Üzülerek görüyoruz ki bölgemizin turizm potansiyeli yeterince tanıtılmamakta ve dolayısı ile kullanılamamaktadır.

           Trabzon-Bayburt-Gümüşhane üçgeni içerisinde çok farklı etnik guruplar ve dini inançlar yaşamıştır. Bölgeye turizm amacı ile gelenler tur operatörleri tarafından Ayasofya-Atatürk köşkü ve Sümela ile kısıtlı bir yada iki günlük turdan sonra şehirden ayrılmaktadır.

           Anabasis yolu üzerinde ve onun etrafında sağlı ve sollu olarak 20 km. lik hatta çok önemli turistik alanlar mevcuttur. Örnek vermek gerekirse Vazelon manastırı bu yola 20 km. mesafededir. Kuştul manastırı yaklaşık 15 km.  uzaklıktadır. Hakeza Sümela manastırı bu hattan çıplak gözle bile görülebilecek bir mesafededir. Hattın Trabzon sınırları ve burayı terkettiği bölgede onlarca yayla ve eski yerleşim hala ayaktadır. Örneğin Santa yerleşimi bu hatta sadece 6 km. uzaktadır. Yine Çataltepe şehitliğimiz bu hatta sadece 4 km uzaktadır.

           Bölgenin belkide en önemli turistik alanı Çakırgöl – Camiboğazı - Hanzarya boğazı-Kulat hanları-Zigana geçidinin güneyinde kalan Krom, İmera, Muzaras, İstavri, Leri ve Yağlıdere vadisidir. Bu bölgeler yeterince tanınmadığı için bölge sadece mübadele ile buradan ayrılan Rum asıllı Osmanlı vatandaşlarının torunları tarafından bilinmekte başkaca yabancı turistleri çekememektedir. Halbuki bölgenin tarihi eserler yönünden Batı Anadolu ile yarışabilecek bir potansiyeli vardır. Yabancı turistlerin, özellikle tarih ve kültür turizmi ile ilgilenenlerin bölgeye çekilmesi için uluslararası lietaratürüne girmiş olan Anabasis yolunun canlandırılması ile mümkündür. Anabasisin bilinirliği Google arama motorunda yapılacak basit bir arama ile rahatlıkla tespit edilebilir. Zira Anabasis adı ile bulunan sayfaların sayısı yarım milyona yakındır.

 

           5-Anabasis yolu sadece Yunanlı askerlerin Perslerden kaçarken kullandığı sıradan bir yol değildir. Trabzon ile İran arasındaki ticaret yolunun en kısa ve en güvenli güzergahı bu hattan geçmektedir. Trabzon bu hattın nihai limanıdır.

           Ayrıca bu güzergah doğudan gelip Trabzonu ve dolayısı ile sahil bölgesini işgal ederek Karadenize açılmak isteyen milletler içinde bir ulaşım yoludur.

 

          

 

 

           6-Pek farkında olunmasa da Fatihin Trabzonun fethi için takip ettiği yol henüz günyüzüne çıkarılmış değildir.

           Trabzon tarihi açısından en önemli olaylardan biri olan Fatih Sultan Mehmetin fetih seferinin  bu hat yada buna paralel bir yoldan gerçekleştirilmiş olduğunu düşünüyoruz. Bayburt üzerinde Trabzona gelen Fatih için en kestirme ve güvenli güzergah bu eski tarihi yoldur.

           Fatihin kullandığı yolun tespitinde Anabasis yolunda elde edilen verilerin kullanılması önemlidir. Fetih hakkında yazılan makalelerde bu hattın sağlamasını yapmakta mümkün olabilecektir.

          

 

           Netice olarak;

                       Trabzon-Gümüşhane-Bayburt üçgeninin tarihi ve turistik değerlerinin bilinirliliğinin artırılarak turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması için Anabasis yolunun tespiti önemli bir adım olacaktır. Bunun tespitinin ardından başkaca araştırmacıların bölgeye ilgisinin artacağını ve daha fazla çalışma yapılacağını düşünüyoruz.

           Nihayi adımda bölgenin gündeme getirilmesinin sağlanması ile başkaca araştırmalara ışık tutulması, bölgeden ve komşu köy ve ilçelerden geçen kervan ve katır yollarının tespiti ile unutulmaya yüz tutmuş olan İpek yolunun Trabzon limanına bağlanan güzergahlarının kayıt altına alınması ve canlandırılması amaçlanmıştır. 29.03.2015

 

                                                                                                                     Zafer Duran

 

 

 

 

;

 

 

ÇOK GÜZEL MANZARALAR SÖYLEMESİ BENDEN

Çok yerler gezdim ama Mayıs ile ekim arası böyle güzellikte bir yer görmedim. Gezilesi fazlasıyla yaşanılası bir yer

mutlaka zaman ayırın ve Balahordan Trabzona yürüyün

 

ANABASİSİN YOLUNDA FATİHİN İZİNDE    KSENOPHON – ANABASİS

Trabzon Trapeza / Trapezos Yunanca;

           Yamuk (üstü kenarı düz ) τραπεζοειδές (Trapezios)

           Sofra; τραπέζι (Trapezi)

           Banka; τράπεζα (Trapeza) anlamlarına gelir.

Mayıs ve Ekim ayları arasında yürünmesi tavsiye edilir.

IMG_2743